Günler haftaları kovaladı. Grindelwald, kışın ilk nefesini hissetmeye başlamıştı. Geceler uzuyor, sabahları vadinin üzerine çöken sis daha geç dağılıyordu. Evin içindeki sessiz gerilim, bu kasvetli havayla birlikte daha da kökleşmişti. Emma, kendini tamamen ev işlerine ve yakında doğacak bebeğinin hazırlıklarına vermişti. Marc ve Rain ile neredeyse hiç konuşmuyor, göz temasından bile kaçınıyordu. Eunan ise bu iki kutup arasında sıkışıp kalmış, sessiz ve gözlemci bir role bürünmüştü.
Rain ve Marc, gizli çalışmalarına devam ediyorlardı. Marc, defterindeki semboller ve Rain'in Fısıltı'dan aldığı sezgisel bilgiler arasında bir bağlantı kurmaya çalışıyordu. Mağaradaki "armoni" sembolü, Rain'in omzundaki işaret ve Fısıltı'nın varlığı... Hepsi, sanki unutulmuş, kadim bir teknolojinin ya da bir tür doğal fenomenin parçaları gibiydi.
"Bu bir dil gibi," dedi Marc bir gece. “Ama harflerle değil, frekanslarla, desenlerle konuşan bir dil. 'Yankıların Şarkısı' dediğin şey, belki de bu dilin kendisidir, Rain. Ve senin omzundaki o işaret... o bir tür alıcı, bir anahtar.”
Kış Gündönümü yaklaşıyordu. Kasabada her zaman özel bir zaman olan Gündönümü, bu yıl tekinsiz bir beklentiyle doluydu. Yaşlılar, bu yılki kışın daha uzun ve daha karanlık olacağını fısıldaşıyordu. Ormandaki avcılar, hayvanların tuhaf davrandığını, normalde kış uykusuna yatması gereken bazı canlıların hâlâ ortalıkta gezindiğini söylüyordu.
Rain, bu değişimi herkesten daha net hissediyordu. Dünyanın şarkısı, giderek daha uyumsuz, daha kaotik bir hal alıyordu. O hüzünlü keman sesi, artık tek bir nota değil, acı içinde bağıran bir koro gibiydi. Gölgeler daha cüretkar olmuştu. Artık sadece ormanın kenarında ya da anlık olarak belirmiyorlardı. Bazen kasabanın ara sokaklarında, gün batımında evlerin duvarlarında dans ederken görülüyorlardı. Çoğu insan bunu ışık ve gölge oyunu olarak yorumluyordu, ama Rain gerçeği biliyordu.
Gündönümü'nden bir gün önce, Marc, Rain'i yanına çağırdı. Yüzü ciddi ve kararlıydı.
"Yarın gece," dedi. “Gündönümü'nün en uzun gecesi. Enerjinin, ya da her ne ise, en yoğun olacağı zaman. İlk Yankı Mağarası'na gitmeliyiz.”
Rain'in kalbi hızlandı. Mağaraya dönme düşüncesi onu korkutuyordu. Ama babasının gözlerindeki kararlılığı görünce, başka bir seçenekleri olmadığını anladı.
“Ne yapacağız orada?”
Marc, defterinden bir sayfa kopardı. Üzerinde, mağaradaki yassı kayanın etrafındaki sembollerin bir kopyası vardı. “Bu semboller, bir tür rezonans odasını aktive ediyor gibi. Senin Mührün... yani omzundaki işaret, bu aktivasyonun anahtarı. Eğer doğru frekansı, doğru 'şarkıyı' bulabilirsek, belki bu gölgeleri geri püskürtebiliriz. Ya da en azından, ne olduklarını anlayabiliriz.”
Sonra, cebinden küçük, metal bir nesne çıkardı. Bir dizi iç içe geçmiş halkadan oluşan, karmaşık bir tılsımdı. Ortasında, "armoni" sembolü işlenmişti.
"Bunu senin için yaptım," dedi. “Denge Tılsımı. Belki de mağaranın enerjisini odaklamana ve kontrol etmene yardımcı olur.”
O gece, Rain uyumaya çalışırken, Fısıltı zihninde konuştu. Sesi, hiç olmadığı kadar net ve aciliyet doluydu.
Zaman geldi. Karanlık yankı, Gündönümü'nde en güçlü halinde olacak. Mağaraya gelecek. Şarkıyı tamamen susturmak, armoniyi yok etmek için.
"O ne?" diye fısıldadı Rain. “O karanlık yankı da neyin nesi?”
Bir anlık bir sessizlik oldu. Sonra Fısıltı, sanki büyük bir sırrı açıklamakta tereddüt ediyormuş gibi konuştu.
O... kaybolmuş bir nota. Kendi şarkısını unutmuş, acıyla dolu, yankılanan bir çığlık. Adı Nyx.
Nyx. Bu isim, Rain'in içinde bir ürpertiye neden oldu. Soğuk, keskin ve karanlık bir isimdi.
Nyx, Mührü istiyor, diye devam etti Fısıltı. Çünkü Mühür, onun kaybettiği armoniyi temsil ediyor. Onu hem yok etmek istiyor, hem de ona sahip olmak. Bu yüzden sana çekiliyor. Bu yüzden ailene bu kederi yayıyor. Sizi zayıflatmak için.
Rain, annesinin yüzünü, babasının yorgunluğunu düşündü. Her şeyin sebebi bu muydu? Nyx adındaki bu varlık mıydı?
“Onu nasıl durdurabiliriz?”
Şarkıyı hatırlamalısın. En saf, en güçlü şarkıyı. Sevginin, umudun ve dengenin şarkısını. Mühür, senin enstrümanın. Tılsım, akort anahtarın. Mağara ise, senin sahnen. Ama dikkatli ol, Rain. Nyx'in acısı çok büyük. Onun sessizliği, en güzel melodiyi bile yutabilir.
Rain, o gece gözünü kırpmadı. Gündönümü'nün gelmesini bekledi. Bir yandan korkuyor, bir yandan da içinde tuhaf bir kararlılık hissediyordu. Bu, sadece kendini ya da ailesini koruma savaşı değildi. Bu, kaybolmuş bir melodi için, dünyanın şarkısı için verilecek bir savaştı.