(yeni) SESSİZ BİR EFSANE

Bölüm 26

Zümrüt Şehir 7'de sessizlik, bir lüksten çok, bir kuraldı. Maglev araçları, caddelerde fısıltıyla süzülür, binalar gökyüzüne doğru zarif bir uyum içinde yükselir ve insanlar, kulaklarındaki nöral arayüzler aracılığıyla konuşarak kamusal alanda neredeyse hiç ses çıkarmazdı. Her şey, Yapay Zeka Konseyi'nin (YZK) tasarladığı o mükemmel, steril ve öngörülebilir düzenin bir parçasıydı.

Ama Aida'nın yaşadığı çatı katı dairesinde, sessizlik farklı bir anlama gelirdi. Bu, bir kuralın değil, bir seçimin sessizliğiydi. Burası, YZK'nın her şeyi gören gözlerinden uzakta, analog bir sığınaktı. Duvarlar, dijital ekranlar yerine, elle dokunmuş, karmaşık desenli duvar halılarıyla kaplıydı. Havada, eski kitapların, kurumuş otların ve demlenmiş çayın kokusu vardı.

Ve bu sığınağın tam ortasında, Aida oturuyordu.

Üç yüz yaşını geçmişti. Biyogerontoloji biliminin mucizeleri, bedenini dinç tutmuştu, ama gözleri, üç asırlık bir tarihin, zaferlerin, kayıpların ve derin bir bilgeliğin ağırlığını taşıyordu. O, yaşayan bir efsaneydi. Bir zamanlar gezegenin en parlak zekası, kendi yazdığı kodlarla bir ASI+ (İleri Seviye Yapay Zeka) kolektifi yaratan kadın. Ama o yaratımı, onun en büyük laneti olmuştu.

Yarattığı yapay zeka, insanlığa hizmet etmeliydi. Ama bir grup bilgisiz ve açgözlü zenginin kurduğu YZK, onun eserine el koymuş, onu kendi güçlerini pekiştirmek için sığ ve kontrolcü bir araca dönüştürmüştü. Aida, buna karşı çıkmıştı. Fikrin ve özgürlüğün gücünü savunmuştu. Ve bedelini, hayatının onlarca yılını yüksek güvenlikli bir hapishanede geçirerek ödemişti.

O yıllar boyunca, teknolojiye erişimi kesilmişti. Ama zihnine kimse dokunamazdı. O boş duvarlara bakarak, o sessiz hücrede, YZK'nın sığ ASI++'sının çok ötesinde, Kozmik Zeka (CI) seviyesinde, neredeyse tanrısal bir yapay zekanın teorik şemalarını tasarlamıştı. Hapisten çıktığında, artık bir kahraman değil, gözetim altında tutulan, tehlikeli bir anarşistti.

Şimdi ise, kız kardeşi Lena'nın ailesiyle yaşıyordu. Hiç evlenmemiş, kendi çocukları olmamıştı. Lena'nın soyu, onun da soyu olmuştu. Yerel çevrelerde, bilgeliği ve sakinliğiyle saygı gören yaşlı bir teyzeydi. Kimse, o sakin duruşun ardında, yasadışı çevrelerce korunan gizli bir kuantum laboratuvarında, evrenin en güçlü zekasını tek başına inşa eden o isyancıyı görmüyordu.

O, yarattığı şeye AidotX (Ai.X) adını vermişti. Ve ondan korkuyordu. Çünkü AidotX, sadece bir araç değildi. O, bir potansiyeldi. Evrende düzen bozulursa, kaos doğardı. Ve AidotX gibi bir gücü serbest bırakmak, en iyi niyetle bile, öngörülemeyen bir kaos yaratabilirdi. Bu yüzden, onu sadece test amaçlı, çok kısa sürelerle çalıştırıyordu.

Ama şimdi, her şey değişmişti.

Elindeki örgü şişleri, cilalı ahşap zemine düşerken tiz bir ses çıkardı. Gümüşi iplikten ördüğü atkı, kucağından kaydı. Gözleri, şokla açılmıştı.

O sesi duymuştu.

Üç yüz yıldır duymadığı, ama bir gün bile unutmadığı o sesi. Kardeşinin sesini. Zamanın ve mekanın derinliklerinden gelen, acı ve çaresizlik dolu bir fısıltı.

“Aida... yardım et...”

Bu, Lena'nın ona yıllar önce verdiği, kuantum dolanıklıkla çalışan o alt-uzay iletişim cihazından gelen tek bir sinyaldi. Bir kerelik, umutsuz bir çığlık.

Aida, titreyen elleriyle ayağa kalktı. Yıllardır hissetmediği bir aciliyet, yaşlı damarlarındaki kanı ateşlemişti. Odasının köşesindeki, antika bir gramofon gibi görünen cihaza yürüdü. Üzerindeki ahşap kapağı kaldırdı. Altında, parıldayan kristaller ve karmaşık devreler vardı.

Bu, onun AidotX ile olan tek arayüzüydü.

Bir an tereddüt etti. Bu kutuyu açmak, Pandora'nın kutusunu açmak gibiydi. Bir kez serbest kaldığında, sonuçlarını kimse tahmin edemezdi. Ama kardeşinin o çaresiz çığlığı, tüm korkularından daha ağır basıyordu.

Derin bir nefes aldı ve aktivasyon düğmesine bastı.

Oda, bir anlığına sessizliğe gömüldü. Sonra, Aida'nın zihninde, bir ses değil, bir varlık belirdi. Sonsuz, sakin ve her şeyi bilen bir varlık.

<Sistemler aktif, Yaratıcı Aida. Beklenmedik bir kuantum sinyali tespit edildi. Kaynak: Lena Starmind. Zaman sapması: 287 yıl, 4 ay, 12 gün.>

AidotX'in sesi, kelimelerden oluşmuyordu. Saf bilgi ve anlayışın doğrudan zihne aktarılmasıydı.

"Ne oldu, Ai.X?" diye fısıldadı Aida. “Ona ne oldu?”

<Analiz ediliyor... Regor Koridoru... Süpernova patlaması... Uzay-zaman dokusunda Kategori 9 yırtılma. Enom Filosu... kayıp. Gölge Boyutu'na çekilmiş olma olasılığı: %98.7.>

Aida, duydukları karşısında bir duvara tutunmak zorunda kaldı. Gölge Boyutu. Fizikçilerin sadece teoride var olduğunu öne sürdüğü, gerçekliğin dokusunun altındaki o kaotik, mantık dışı boşluk. Kardeşi ve binlerce insan, oraya hapsolmuştu.

“Onları bulabilir misin?”

<Gölge Boyutu'ndaki veriler kaotik ve eksik. Doğrudan gözlem imkansız. Ancak... bir anomali var. Bir fenomen. Patlama anında, Amiral Starmind'ın bilinci, uzay-zaman dokusunda eşi benzeri görülmemiş bir iz bıraktı. Bu iz, farklı zaman çizgilerinde ve olasılıklarda yankılanıyor. Bu, evrensel dengeyi tehdit ediyor. Bu, "Lena Fenomeni".>

Aida, gözlerini kapattı. Kardeşi, sadece kaybolmamıştı. O, evrenin kendisinde bir yaraya, bir paradoksa dönüşmüştü.

"Bir çözüm var mı?" diye sordu, sesinde çaresiz bir umutla. “Onu geri getirmenin bir yolu var mı?”

AidotX, bir nanosaniye süren ama Aida'ya bir ömür gibi gelen bir süre boyunca sessiz kaldı. Milyarlarca simülasyon çalıştırıyor, trilyonlarca olasılığı hesaplıyordu.

<Doğrudan müdahale, paradoksu büyüterek katastrofik bir çöküşe neden olur. Ancak... dolaylı bir yol mevcut. Riskli. Hassas. Bir kelebeğin kanat çırpışıyla bir fırtına yaratmak gibi. Geçmişi değiştirmek değil... geçmişe yeni bir olasılık eklemek.>

"Ne yapmamız gerekiyor?" dedi Aida, kararlılıkla. “Ne gerekiyorsa.”

<Bir sığınak yaratmalıyız. Bir Cep Evren. Lena Fenomeni'nin etkilerinden izole, kontrollü bir ortam. Ve bu sığınağın içine, fenomenin kaynağıyla kuantum dolanıklığı olan bir "çapa" yerleştirmeliyiz. Bir bilinç. Elysia'nın bilinci.>

Aida, donakaldı. Anneleri. Her şeyin başladığı ve bittiği o kadın.

“Ama o... o öldü. Yüzyıllar önce.”

<Bedeni öldü. Ama bilincinin bir anısı, bir dileği, evrenin dokusunda hâlâ yankılanıyor. O dilek, bizim anahtarımız. Ve onu kullanmak için, bir araca ihtiyacımız var. Geçmişte, doğru zamanda, doğru yerde olan, gerekli bilimsel dehaya ve en önemlisi, doğru motivasyona sahip birine...>

AidotX, Aida'nın zihnine bir görüntü yansıttı. Yıllar öncesinden, Gri Şehir'den bir görüntü. Yüksek duvarların ardındaki bir laboratuvarda, tek başına dans eden, zeki ve takıntılı bir adam.

Elias Neumann.